MooNStaR - İçimden geldiği gibi....

• 4/11/2007 - İnsanda yaşayan şey nedir ? İnsana verilemeyen şey nedir ? İnsan

Tolstoy'un bu kitabını edinmenizi tavsiye ederim. Alttaki yazı özet olup uslup kitaptaki kadar etkileyici değildir. Yinede sizinle paylaşmak istedim ..

 

İnsan Ne ile Yaşar

Simon, karısı ve çocuklarıyla beraber bir kulübede yaşayan fakir bir kunduracıydı Geçimini ancak karşılıyordu Kış yaklaşırken paltosu yoktu ve kışı geçirmek için ona palto gerekiyordu. Palto almak için bir miktar parası vardı ama tam yetişmiyordu arta kalanı arkadaşlarındaki borçlarını alarak kapayacaktı Köye palto almaya gitti ama arkadaşları borçlarını ödemediler ve parası palto almaya yetişmedi. Bunun üzerine sinirlenip evine dönmeye karar verdi.

Dönüş yolunun köşesinde bir türbe vardı ve türbenin arkasında beyaz bir şeye gözü ilişti Biraz yakalaşınca bunun çıplak bir adam olduğunu gördü Ona acıdı Hava çok soğuktu ve adam üşümüş olmalıydı Adama kendi giysilerinden bir kısmını verdi ve onu evine davet etti Kim olduğunu sordu ise de bir cevap alamadı

Evde Simon’un karısı Matryona karşıladı onları ama Matryona bu durumdan hoşnut görünmüyordu yabancıdan hoşlanmamıştı Zaten yabancının yüzü hep asıktı, kötü biriydi heralde Simon bu durumu fark etti ve karısına Sende hiç Allah sevgisi yokmu dedi Karısı bu laf üzerine yumuşadı ve birden kalbinde yabancıya karşı bir şefkat oluştu Bunun üzerine yabancı gülümsedi ve mutlu oldu. Matryona onlara yemek getirdi ve yabancıya kim olduğunu sordu Yabancı “Beni Allah cezalandırdı diye cevapladı ve adının Mihael olduğunu söyledi

Simon, Mihael’in onlarla kalabileceğini ama bir iş yapması gerektiğini söyledi Mihael bir iş bilmiyordu ama Simon ona ayakkabı yapmayı öğretti. Mihael işi hepen kaptı ve çok geçmeden çok iyi ayakkabı diker oldu, ünü her yana yayıldı. Artan talepler ile durumları giderek düzeliyordu

Bir kış Günü zengin bir beyefendi geldi. Beyefendi çok kıymetli bir deri getirmişti ve bu deriden çizme yapılmasını yapılacak çizmelerin çok sağlam olmasını öyle ki bir yıl giyse bile eskimeyip şeklinin bozulmaması gerektiğini söyledi. Simon işi kabul etti ve adama işin ustasının Mihael olduğunu bu işi onun başaracağını söyledi Adam Mihael’e ayakkabıyı kim için yapacağı ve derinin kıymeti hakkında bir sürü laf saydı ama Mihael adama değil sanki onun arkasında biri var gibi arkasına bakıyor ve gülümsüyordu

Adam gidince Mihael işe başladı ama deriden çizme yerine hafif terlikler dikti Bu duruma Simon çok kızdı ve Mihael’i paylamaya başladı Tam bu sırada bir uşak kapıya geldi ve beyefendinin öldüğünü, deriden çizmeler yerine ölüye hafif terlik dikilmesi gerektiğini söyledi Simon çok şaşırmıştı terlikler hazırdı zaten. Terlikleri uşağa verdi ve uşak da böylece gitti

Yıllarca bu şekilde beraber çalıştılar. Mihael hep aynıydı az konuşuyor çok çalışıyor arada bir yukarı bakıyor az dışarı çıkıyor ve nerdeyse hiç gülmüyordu Şimdiye kadar yalnızca iki kez gülmüştü biri Matryona onu sevdiğinde diğeri beyefendi geldiğindeydi

Bir Gün bir kadın ve yanında iki kız çocuk geldi. Kızlar ikizdi ve biri topaldı Kadın kızlara baharlık ayakkabı gerektiğini söylüyordu Mihael bu gelen kızlara çok dikkatli bakıyordu, sanki onları tanıyordu. Matryona merak edip niçin birinin sakat olduğunu sordu Kadın anlatmaya başladı

Altı yıl önce anne ve babaları aynı hafta içinde öldü, kimseleri yoktu ve çok fakirdiler Bizim komşumuzdular Babaları onlar doğmadan birkaç gün önce anneleri ise onları doğururken ölmüş ve cesedi birinin üzerine düşüp çocuğun bacağını kırmış Ben komşuları olarak onlara acıdım, onları yanıma aldım ve büyüttüm Bu sırada Allah bize bereket verdi kocamın işleri açıldı ve zengin oldum onları da bu yaşa kadar büyüttüm

Kadın bunları anlatınca Mihael yerinden kalktı önlüğünü çıkardı gülüyordu ve etrafa ışık saçıyordu Simon’a selam verdi ve Elveda efendim dedi

Simon çok şaşırmıştı ve şöyla dedi
Görüyorum ki sen sıradan biri değilsin, seni alıkoyamam ama lütfen kim olduğunu söyle Niçin üç kez güldün ve niçin şimdi gidiyorsun Mihael anlatmaya başladı

Ben bir melektim ve Allah bir kadının canını almam için beni görevlendirdi Kadının yanına gittim henüz doğum yapmıştı ve kimsesi yoktu iki çocuğu olmuştu ve bana sağ kalıp onlara bakabilmek için yalvardı Ben ona acıdım ve Rabbimin huzuruna geri döndüm Rabbim bana gidip onun canını almamı ve üç hakikati öğrenmeden gelmemem gerektiğini söyledi benden şunları öğrenmemi istedi İnsan kalbine ne hükmeder insana ne verilmemiştir insan ne ile yaşar

Dönüp kadının canını aldım fakat göğe yükselemedim bir insana dönüşmüştüm. Kendimi çok aciz hissettim ve türbeye sığındım Sen beni buldun ve bana yardım ettin üç hakikati senin yanında öğrendim

İlk geldiğim gün karın beni sevmemişti ama sen ona Allah’ı hatırlatınca yumuşadı. Birinci hakikati burda öğrendim yani insan kalbine neyin hükmettiğini İnsan kalbine sevgi hükmeder Bunu öğrenince ferahladım gülümsedim ama hâlâ iki hakikati bilmiyordum

Bir sene sonra o beyefendi geldi ve çizme istedi. Onun arkasında arkadaşım ölüm meleğini gördüm ve onun öleceğini anladım. Adam sonunu bilmiyor ve bir yıllık çizme istiyordu oysa öğleyin ölecekti İkinci hakikati burada öğrendim İnsana kendi ihtiyaçlarının bilgisi verilmemiştir Hem ikinci hakikati öğrendiğim için hem de arkadaşımı gördüğümden gülümsedim artık sadece bir hakikat kalmıştı yani insanın ne ile yaşadığını öğrenecektim.

Altıncı yıl kadınla beraber ikiz kızlar geldi Kızları hemen tanıdım çünkü bu kızlar canını almakta tereddüt ettiğim annenin kızlarıydı. Ben onlara acımış ve onalara kimin bakacağını düşünüp üzülmüştüm oysa Allah yardım etmiş komşu kadın kendi çocukları gibi onlara bakmış ve sevgi göstermişti Burada anladım ki İnsan sevgi ile yaşar Hayat sahibi Allah’ın varlığını anladım vew üçüncü hakikati öğrendiğim için üçüncü kez gülümsedim

Bunları anlattıktan sonra melek bir nur ile örtündü ve şöyle dedi
Anneye, çocuklarının neye muhtaç olduğu bilgisi verilmedi. Zengin adama kendinin neye muhtaç olduğunun bilgisi Hiçbir insana akşam olduğunda vücudu için çizmelere mi yoksa cesedi için terliklere mi muhtaç olduğu bildirilmedi. Yetimler yaşadıysa, bu annelerinin ihtimamlarından değil yabancıları olduğu halde onlara acıyıp sevgi duyan bir kadının yüreğinde sevginin bulunmasındandı ki bütün insanlar kendi esenlikleri için harcadıkları düşünceyle değil insana verilen sevgiyle yaşarlar

Önceden, Allah’ın insana hayatı ve yaşaması için arzular verdiğini biliyordum; şimdi anladım ki gerçek bunların ötesindeymiş

Anladım ki Allah insanların birbirlerinden ayrı ayrı değil tekvücut halinde yaşamasını istediğinden herbirine kendi ihtiyaçlarını değil herbirine, hepsi için gerekli olan şeyleri ilham ediyor

Anladım ki insanlar kendilerini düşünerek yaşıyor gibi görünse de hakikatte onları yaşatan tek şey sevgidir. Kim severse Allah’a yaklaşır Allah da ona yaklaşır Çünkü O sevgiyi yaratandır

Melek Allah’a şükretti Evin çatısı açıldı gökten bir nur sütunu indi ve melek göğe yükseldi

Simon kendine geldiğinde kulübesi normaldi ve içinde ailesinden başka kimse yoktu.

Kaynak: http://www.diyadinnet.com/YararliBilgiler-509&Bilgi=insan-ne-ile-ya%C5%9Far
Yorum (yok) :: Yorum yaz! :: Baglanti

• 18/2/2007 - Kurabiye Hırsızı

Doğan Cüceloğlunun bu kitabıda muhakkak okunması gerekenlerin arasında....

Gerçi bu sınırlamayı ben yaparsam çok okumak lazım :)

Bu kitap iletişimdeki tüm yanlışlarımızı düzeltmek için harika bir rehber...

İşte Cüceloğlunun kitabından harika bir sayfa; Kurabiye Hırsızı

 

 

Bir gece, kadının biri havaalanında bekliyordu, Uçağın kalkmasına daha epeyce zaman vardı. Havaalanındaki dük­kândan bir kitap ve bir paket kurabiye alıp kendisine otura­cak bir yer buldu. Kendisini kitabına kaptırmış olmasına rağ­men, yanında oturan adamın olabildiğince cüretkâr bir şe­kilde aralarında duran paketten birer birer kurabiye aldığını fark etti; ne kadar görmezden gelse de.

Bir taraftan kitabını okuyup kurabiyesini yerken, bir ta­raftan da gözü saatteydi. 'Kurabiye hırsızı' kurabiyeleri ya­vaş yavaş tüketirken, kadının kulağı saatin tik taklarındaydı; ama tik taklar sinirlenmesini yine de engelleyemiyordu. Kendi kendine düşünüyordu; "Kibar bir insan olmasaydım, şu adamın gözlerini morartırdım!"

Her kurabiyeye uzandığında, adam da elini uzatıyordu. Sonunda pakette tek bir kurabiye kalınca, "Bakalım şimdi ne yapacak?" dedi kendi kendine.

Adam yüzünde asabi bir gülümsemeyle son kurabiyeye uzandı ve kurabiyeyi ikiye böldü. Kurabiyenin yarısını ağ­zına atarken, diğer yarısını kadına verdi. Kadın kurabiyeyi adamın elinden kapar gibi aldı ve, 'Aman Tanrım, ne cüret­kâr ve ne kaba bir adam; üstelik bir teşekkür bile etmiyor!' diye düşündü.

Hayatında bu kadar sinirlendiğini anımsamıyordu. Uça­ğının kalkacağı anons edilince, derin bir nefes aldı ve rahatla­dı. Eşyalarını topladı ve çıkış kapısına yürüdü. Kurabiye hır­sızına dönüp bakmadı bile. Uçağa bindi ve rahat koltuğuna oturdu. Daha sonra kitabını almak üzere çantasına uzandı.

Çantasına elini uzatınca, gözleri şaşkınlıkla açıldı. Gözlerinin önünde bir paket kurabiye duruyordu! Çaresizlik içinde inle­di; "Bunlar benim kurabiyelerimse eğer; Ötekiler de onundu ve benimle her bir kurabiyesini paylaştı!"

Üzüntüyle, özür dilemek için çok geç kaldığını anladı.

Kaba ve cüretkâr olan 'kurabiye hırsızı' kendisiydi.

 

Valerie COX

 

Doğan Cüceloğlu - İletişim Donanımları; Kurabiye Hırsızı

Yorum (1) :: Yorum yaz! :: Baglanti

• 20/10/2006 - Bir Destandır Çanakkale ( Kitap Tanıtımı)

Üzülerek belirtmeliyimki Çanakkale hakkında böyle kaliteli kitapların sayısı çok azdır.

Bir Destandır Çanakkale'de Vehbi Vakkasoğlu o muhteşem mücadelede Mehmetçiğin imanının bu savaşı nasıl bir destana çevirdiğini anlatmaktadır.

 

Çanakkaleyi gezdim, ve orayı gezdiren Rehberlerin ne kadar ruhsuz olduklarını gözlemledim..

Öyleki Çanakkaleyi Gezip Milli Şuurla Donatılmak İstenilen Gençler Sığınakları Tuvalet Olarak Kullanacak Kadar bu duygudan mahrum bıraklımış.

 

İşte bunun için bu kitabı sizinle paylaşıyorum, eğer okumadıysanız n'olur en kısa zamanda okuyun.

 

Kitaptan küçük bir alıntı, onlarcası sizi bekliyor.

___________________________________________________________________________

Çanakkale Savaşları sırasında, cepheye sürekli genç insan akmıştı.
Bu acemi erler, eğitim ve teçhizatları tamamlanır tamamlanmaz hemen cepheye sürüldüler.
Aslında bu eğitim ve teçhizat meselesi de pek acemice, çok hızlı ve elbette ziyadesiyle noksan ve yetersiz yapılıyordu.
Çünkü eğitim ve teçhizat Çanakkale'de hiçbir zaman tam olamamıştır.
Yine bir gün, yeni gelmiş erat teftiş ediliyordu...

Yüzbaşı Sırrı Bey, ikindi vakti yeni gelmiş eratı teftiş ederken, içlerinden bir tanesinin saçının bir yanının kınalanmış olduğunu görür ve takılır:
"Hiç erkek kınalanır mı?"
Hasan da bu kınanın sebebini bilemez. Bunun üzerine, mektup yazıp anasından sorması, kumandan tarafından istenir.
Bir süre sonra anasından şu mektup gelir:
"Ey gözümün nuru Hasan'ım!
"Köyümüzde rahat rahat oturalım mı?
Vatan sevgisi içimizde alev alev yanıyor.
Sen ecdadından, babandan aşağı kalamazsın...
Ben senin anan isem, beni ve seni Allah yarattı, vatan büyüttü.
Allah bu vatan için seni yaşattı. Bu vatanın ekmeği iliklerinde duruyor...
"Bunun için, sen bu ailenin seçilmiş bir kurbanısın!..
"Hasanım! Söyle zabit efendiye... Bizim köyde kurbanlık ayrılan koyunlar kınalanır.
 Ben de seni, evlâtlarımın arasından vatana kurban adadım. Onun için saçını kınalamış-tim...
"El hükmü lillah... (Hüküm Allah'a aittir...) Allah, seni İsmail Peygamber'in yolundan ayırmasın.
Seni melekler şimdiden rahmetle anıyor, Gözlerinden öperim...
"Anan Hatice."

Ne var ki, bu mektup Hasan tarafından kumandana okunamadı. 64. Piyade Alayı, Arıburnu cephesinde görev almış, yüzlerce şehit ve yaralıya mukabil kahramanlıklar göstermiştir. Bu alayın 1. Tabur 2. Bölüğünde savaşan Kınalı Hasan da yaralanır... Cephe gerisindeki Kocadere Köyü sargı mahalline getirilir. Ancak tedavisi kabil olmaz, ruhunu Rahman'a teslim eder.
Kınalı Hasan'ı defnetmeden Önce üzerindekiler alınır. Cebinden anasının mektubu çıkar; bir de, bu mektubun ilhamıy-la yazılmış, ancak tamamlanamamış bir şiir bulunur:
Anam  yakmış  kınayı,  aday  diye Ben de vatan için kurban doğmuşum Anamdan  Allah'a,  son   bir  hediye Kumandanım! Ben İsmail doğmuşum...

Şimdi çocuklarımız analarından ne olarak doğuyor? Analarından İsmail olarak doğanlara şimdi ne kadar çok ihtiyacımız var....

 


************************* YORUMLARINIZ ************************


Yorum (6) :: Yorum yaz! :: Baglanti


 

Sayfa

Güncel Sayfa:1 Toplam:2
| Sonraki Sayfa

MooNStaR Kimdir ?

 

Baglantilar

Ana Sayfa
Profilim
Arsiv
Arkadaslarim
e-posta
Blog RSS
MooNStaR'ın mesleği nedir ?
FOTOĞRAF GALERİM

Kategoriler

Arkadaslar

neslinursema3
yolcugidiyor
ahmetyazar
karbeyaz79
adankana
aysam
İsmail Hakkı GÜRGENBURAN
pelin85
turkedogru
digilak
curseddevil
hayalalemim
tarihidev
ezbere

Son yazilar

Ücretsiz yazılım yazarları desteklenmeli !
WD My Book Gecikmeli Yazma Hatası Sorunu ve Tecrübelerim.
Online mühendislik hesap makinesi - Free calculator for engineer
Başarılı online pdf birleştirici , online joiner
Online resim editörü ! Yüklemeden resim düzenleyin.
Pixar'ın ceosu Steve Jobs'tan hayata dair 3 harika ders
Avusturyalı Gencin Müslüman Olmasının Eğlenceli Sunumu ( Video )
Buyrun burdan yakın Turkcel'de kriz varmış !
Ghost ile yedeklenen bozuk sektörlü dosyanın kurtarılması , akib
Farklı görün, farkı görün !
Kimgerzekmiş.com MSN kaptırmanın diğer bir yolu !
Güzel bir stop motion.
Acrobat Reader için daha kaliteli bir alternatife ne dersiniz ?
İsraile dur demeden önce biz duralım !!!
Pazarlama Stratejileri, Satış Ofisi Notları !
Kimden yardım beklediğine bir bak Türkiye !!!
Bor
Sizi 2009 ajandalılar klübüne bekliyoruz !
Bir kaç 100 GB veri kopyalamak için sağlıklı bir araç !
Bir yıl daha yaş alırken öğrendiklerim. 2008'in özeti.

Sayfa

Güncel Sayfa:1 Toplam:2
| Sonraki Sayfa

Giritlerime yapılan son yorumlar !

merhaba
:)
Yaşasın yapan biri sonunda yorum yazdı :)
Süper!
Çevirdikten sonra formatlamayı ihmal etmeyin !
nbliN
hoşgeldin...
MSN HAck
Msn geri alma
ATIRLA SEVGİLİ


 

Türkçe Giderse Türkiye Gider !!!

Bu adamın derdi ne bir dinleyin !!!

Ne kadar güzel konuştuğunuzu umursamıyoruz yada bu sebepten haykırmıyoruz !

Kendi dilini kullanmaktan utanan toplum kölelikten başka iş yapamaz.

Bilimin dili ne olmalıdır ?

Toplumdaki aşağılık duygusunun sebebi nedir ?

Okullarımızın eğitim dili neden Türkçe olmalıdır ?

Ülkenin Yüksek İstiklalini korumasını bilen Türk Milleti, dilinide yabancı dillerin boyunduruğundan kurtarmalıdır.

 


Bu blogun tüm haklari iki M.J.'ye ait olup, dilediginiz gibi sagda solda yayimlayip, altina benim yazabilirsiniz. Sag tus hikayedir. Azcik isi bilen biri içeriginize sahip olabilir. Ör:BEN (Azcik biliyom bu isi) Yazilarin tamami M.J.'ler tarafindan tasdik edilip onaylandiktan sonra yayimlanmaktadir. Bu sebepten sikayet ve beyenilerinizi ahlak kurallari çerçevisinde tutmaya gayret edin. M.J.'ler bu konuda çok titiz ve duyarlidirlar. Hiç bir mesajiniz, hosuma gitmeyen yorumunuz tarafimdan silinmez sadece M.J.'lerin istekleri dogrultusunda bu islem gerçeklesir. ( Edep kurallari dahilinde sahsima yapilan hakaretler kabulumuzdur, lakin bir baska kullanici yada yorum yapana hakaret etmenize göz yumulamaz.) Memnuniyetlerinizi ese dosta sikayetlerinizi ise bu sayfanin sonunda bulunan ilesim kutucuguyla sahsima bildirmenizi rica ederim.
CopyRight®
Michael Jordan & Michael Jackson